18 Tüm Sonuçlar

Detayları Gör
Genel

Knidos (Muğla)

Muğla, Türkiye

Knidos antik çağın en önemli ticaret , sanat ve kültür kenti. Demokrasinin ilk örneklerinin yaşandığı , çağının modern kenti olan Knidos, Ege Denizi ile Akdeniz’in buluştuğu bir konumda yer alır. Karia sınırları içinde bulunan Datça yarımadası Ege adalarından gelen Dor’ların hakimiyetine girer. Dorlar Datça Merkeze 2 km uzaklıktaki Dalacak Burnundaki Burgaz mevkiinde Knidos kentini kurarlar. Knidos M.Ö 4 . yy ortalarında 35 km uzaklıktaki , bugünkü kalıntıların bulunduğu Tekir burnuna taşınılır. Bu taşınmada deniz ticaretindeki gelişmeler etkili olmuştur. Sayfamda bu taşınmadan sonraki Knidos kentini anlatıyorum . ( Büyük Menderes vadisi , Dalaman çayı ,Ege denizi ve Batıda Babadağ , Bozdağ ve Honaz Dağı içinde kalan bölge Karia toprakları olarak geçer. ) Bugün de Akdeniz’den Karadeniz’e giden gemilerin çoğu Knidos sularından geçmektedir. O günün şartlarını düşünürseniz , yelkenle hareket eden gemiler için Knidos dinlenmek , erzak temin etmek veya ticaret malı almak için gerekli bir limandı. Korunaklı doğal limanlarından dolayı da kötü havalarda da sığınılacak bir liman. 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Açılış Saati: 08:00 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Kapanış Saati: 19:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Açılış Saati: 08:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Kapanış Saati: 17:00 Tatil Günü: Yok Giriş Ücreti: 10 TL T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın belirlediği, Müze ve Örenyerlerine girişlerde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönergenin 10.Maddesine göre; Müze ve örenyerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00’e kadar kapalıdır. Bir yıl boyunca Müzekart+ ile ise sınırsız ziyaret edebilirsiniz.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Çıralı (Antalya)

Antalya, Türkiye

Efsaneye göre canavar Chımera yerin yedi kat altından fışkıran alevleri olarak Anadolu'da binlerce yıldan beri anlatıla gelen bize bu şekilde aktarildigi efsanedir. Gece gündüz sönmemektedir. Giriş Ücreti: 7 TL Tırmanış süresince yanınızda su bulundurmalısınız. Yanartaşa tırmanış yolu taşlı dik yokuşludur. Gece tırmanışlarında yanınıza el feneri almayı unutmayın aydınlatma ve  yön tabelaları bulunmamakta.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

İshak Paşa Sarayı (Ağrı)

Ağrı, Türkiye

Doğubeyazıt İlçesi'nin 5 km doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devri’ndeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür. Sarayın Harem Dairesi Takkapı kitabesine göre yapılış tarihi Hicri 1199, Miladî 1784'tür. Saray Osmanlı, Fars ve Selçuklu uygarlığının mimari üslubunu bünyesinde toplayan bir özellik taşır. Cildıroğullarından II. İshak Paşa ile Çolak Abdi Paşa'ca 1685'te yaptırılan saraya, 1784'te son şekil verilmiştir. Yapı yaklaşık olarak 115x50 metre ölçülerinde bir alana kurulmuştur. Kesme taştan yapılan sarayın doğu cephesindeki portali kabartma ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının özelliklerini yansıtır.  15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Açılış Saati:08:00 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Kapanış Saati: 19:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Açılış Saati:08:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Kapanış Saati: 17:00 Tatil Günü: YOK Giriş Ücreti: 6 TL Müze ve örenyerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00’e kadar kapalıdır. Müzekart Geçerlidir.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Ağaçaltı Kilisesi (Aksaray)

Aksaray, Türkiye

Ağaçaltı (Daniel Pantonassa) Kilisesi serbest haç planlıdır. Merkez mekanı yüksek kasnaklı bir kubbeyle, haç kolları beşik tonozla örtülüdür. Preikonaklast teknikle yapılan kilisedeki freskler 9-11. yüzyıl arasına tarihlenmektedir. Bugün yapıya yıkık olan ana apsisten girilir.  Nasıl Gidilir: Aksaray şehir merkezine 35 Km'dir. Şehir Merkezinden Ihlara Kasabasına her saat toplu taşıma araçları ile ulaşmak mümkündür. Ihlara Vadi başından inişte vadinin içinde karşılaşacağınız ilk kilise Ağaçaltı Kilisesidir. Giriş Ücreti:65 yaş üstü ve müze kart sahipleri için ücretsizdir. Ihlara Vadisi Giriş Ücreti 2019 yılı için 30 TL, otopark ücreti 7 TL, öğrenci ve öğretmenlere ise giriş indirimli. (Kiliseler Ihlara vadisi içerisindedir.)

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Arkeoloji ve Mumya Müzesi (Amasya)

Amasya, Türkiye

Amasya Arkeoloji Müzesi 1925 yılında kurulduğunda çok fazla arkeolojik esere sahip değilmiş. Ancak sergilenecek eser sayısı artınca bina yeterli olmamış ve 1977 yılında bugünkü bina yapılmış ve 1980 yılında Amasya Arkeoloji Müzesi hizmete açılmış.Amasya Osmanlı döneminde bir şehzadeler şehriymiş. İkinci Murad, Çelebi Mehmet ve Yıldırım Bayezid burada şehzade olarak bulunmuşlar.Müzede Osmanlı dönemi eserleri yanında Hititler, Frigler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve İlhanlılar gibi birçok uygarlığa ait eserler bulunuyor. Onüç farklı medeniyete ait arkeolojik ve etnografik eserlerin sayısı 24 bini bulmuş durumda.Üç katlı olan müze binasının bodrum katında depolar, laboratuar, fotoğrafhane ve diğer hizmet birimleri yer alıyor. Müzenin giriş katında sikke ve arkeolojik eserler salonu ile dinlenme salonları bulunuyor. Üst kat, Selçuklu ve Osmanlı dönemi eserlerine ayrılmış. Bahçede mezar stelleri, lahitler, mil taşları, sütun ve sütun başları ve islami döneme ait kitabeler ve sandukalar sergileniyor.Amasya Arkeoloji Müzesi’nin bulunduğu alanda bir de Mumyalar Müzesi var. Sultan Mesut Türbesi’nde yapılan düzenlemelerden sonrası burası Mumyalar Müzesi yapılmış. Bu müze, dünyadaki tek Müslüman mumyaları müzesidir. Burada ondördüncü yüzyılda Amasya’da hakimiyet kuran Danişmendlilere ve İlhanlılara ait olduğu sanılan sekiz mumya bulunuyor.Ölümsüz kabul edilen ruhun ölümlü olan vücut ile birleşmesini sağlamak için mumyalama teknikleri geliştirilmiş. Gerçi mumyalama dendiğinde ilk akla gelen eski Mısır uygarlığıdır ama Anadolu topraklarında da mumyalama tekniği kullanılmış. Çeşitli uygarlıklardan bugüne ulaşan 40 kadar mumya bulunuyor ve bunlar çeşitli müzelerde sergileniyor. Ancak Amasya Mumya Müzesi’nde sergilenen mumyalar diğerlerinden farklı. Genelde mumyalama işlemi iç organlar çıkarılarak yapılır ama buradaki mumyalar iç organları ile birlikte korunmuş.İdam edilerek öldürüldükleri sanılan bu mumyalardan birinin, İlhanlılar döneminde Amasya Valiliği yapan İzzettin Pervane Bey’e, birinin onun bir cariyesine, diğer ikisinin de kızına ve oğluna ait olduğu düşünülüyor.Ayrıca İlhanlılar döneminde, Moğollar tarafından zehirlenerek öldürüldükleri tahmin edilen Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar ve Amasya Emiri İşbuğa Noyan’ın da mumyaları burada sergileniyor.Farklı yaşlara sahip olan bu mumyalar özel koşullarda saklanıyor. Bulundukları yerin oda ısısı ve nem oranı sabit tutuluyor.Evliya Çelebi de seyahatnamesinde bu mumyalardan bahsediyor. Amasya Müzesi kurulduğunda mumyalar önceleri burada saklanmış. Ancak şehrin ortasından geçen Yeşilırmak taşınca bundan zarar görmüş. Gökmedrese Camii müze yapılınca mumyalar bir süre burada sergilenmiş.Giriş ücreti:6 tl

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Harşena Dağı Ve Pontus Kral Kaya Mezarları (Amasya)

Amasya, Türkiye

UNESCO Dünya Miras Merkezince yapılan değerlendirme sonucunda Amasya, Harşena Dağı ve Pontus Kral Kaya Mezarları UNESCO Dünya Miras Geçici Listesine kaydedildi. Amasya, Kıyı Karadeniz ile Anadolu’nun diğer bölgelerini bağlayan, prehistorik çağlardan beri kullanılan yolların kavşak noktasında yer alır ve Yeşilırmak Nehri’nin oluşturduğu derin bir vadi içerisinde kurulmuştur. Nehrin ikiye ayırdığı vadinin kuzeyinde 272 m yüksekliğinde Harşena Dağı bulunur. Harşena Dağı’nın, Yeşilırmak ve vadisi ile birlikte oluşturduğu bütünleşik kompozisyon, ünik bir peyzaj ve büyüleyici bir manzara oluşturur. Harşena Dağı’nın güney yamacında ilk yerleşim Erken Tunç Çağı’nda başlamış ve Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar da onlarca uygarlık (Frigya, İskit-Med, Pers, Pontus, Roma, Doğu Roma, Danişmendli, İlhanlı, Selçuklu, Osmanlı) tarafından iskân edilmiştir. Alanda; Amasya Kalesi’nin yanı sıra, Helenistik Dönem surları, anıtsal kaya mezarları, M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen anıtsal sarnıçlar ve Yalıboyu Evleri bulunmaktadır. Amasya’nın Pontus Krallığı’nın başkenti olmasıyla birlikte, dağın güney yamacına anıtsal kaya mezarları inşa edilmiştir. Kızlar Sarayı bölgesinde, Kurucu Kral I. Mithridates Ktistes’den I. Pharnakes’e kadarki beş krala ait kaya mezarları bulunmaktadır. Kaya mezarları; Anadolu’nun en büyük kaya mezarları arasında bulunan, dünyada da kaya mezarı geleneğinin seçkin örnekleri arasında gösterilen anıtsal yapılardır. Pontos Kraliyet Nekropolü, hanedanın dünyadaki ilk ve tek nekropolü, V No’lu kaya mezarı da Pontos Krallığı döneminde inşa edilmiş son kaya mezarıdır. Kaya mezarı inşa etme geleneği Amasya’da son bulmuş, ikinci başkent Sinop’da (M.Ö.183) bu gelenek sürdürülmezken, hanedana ait ikinci bir kraliyet mezarlığına da bugüne kadar rastlanmamıştır. 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Açılış Saati: 09:00 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Kapanış Saati: 19:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Açılış Saati: 08:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Kapanış Saati: 17:00 Giriş Ücreti: 12 TL

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Ankara)

Ankara, Türkiye

Anadolu Medeniyetleri Müzesi, başkent Ankara’ya seyahat edenlere Paleolitik Çağ’dan günümüze kadar geçen uzun süreçte Anadolu’da hâkimiyet kuran medeniyetler ve kentin gelişimi hakkında değerli bilgiler aktarıyor. Kente hâkim noktadaki Ankara Kalesi’nin güneydoğusunda faaliyet gösteren müzenin yer aldığı yapılar bile Osmanlı mimarisinin ne kadar gelişmiş ve zarif olduğunu kanıtlıyor. Kültürel tesisi ziyaretinizin ardından dilerseniz rotanızı, oldukça yakın konumdaki Rahmi M. Koç ve Etnoğrafya müzelerine çevirebilirsiniz. Eşsiz koleksiyonu nedeniyle yıl boyunca yoğun ilgi gören kültürel tesisin temelleri, 1921yılında dönemin Kültür Müdürü Mübarek Galip Bey’in çalışmaları sonucu kentin ilk müzesinin Ankara Kalesi’nin Akkale isimli burcunda kurulmasıyla atılmış. Bu dönemde Akkale’deki müzeye paralel olarak Augustus Mabedi ve Roma Hamamı’nda da antik eserler biriktirilmeye başlanmış. Hatta Mustafa Kemal Atatürk’ün görüşleri doğrultusunda bir “Eti Müzesi” kurulması fikri benimsenince farklı bölgelerdeki Hitit buluntuları da Ankara’ya getirilmiş. Toplanan koleksiyonun büyüklüğü nedeniyle ortaya çıkan geniş sergi alanı gereksinimini karşılamak için müzenin Kurşunlu Han ve Mahmut Paşa Bedesteni’ne taşınmasına karar verilmiş. Ancak her iki yapının 1881’deki yangından beri kullanılmaması, kapsamlı bir yenileme çalışması yapılması zorunluluğunu da beraberinde getirmiş. Kültür Müdürü Hamit Zübeyr Koşay’ın görevlendirdiği Maarif Vekili Saffet Ankan gözetiminde 1938 yılında başlayan çalışmalar, 1968’e dek devam etmiş. Yenileme süreci devam ederken, bedestenin onarımı tamamlanan orta kısmına 1940 yılında Alman Arkeolog H.G. Guterbock başkanlığındaki heyet tarafından eserler yerleştirilmiş. Oluşturulan bu sergi alanı ziyarete 1943 yılında açılmış. Akkale ise 1948’den itibaren depo olarak kullanılmaya başlanmış. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin faaliyette olduğu yapıların tarihi, Fatih Sultan Mehmet’in Osmanlı tahtında olduğu döneme kadar uzanıyor. Bedestenin Mahmut Paşa tarafından Ankara sof kumaşlarının ticareti için 1464-1471 yılları arasında yaptırıldığı düşünülürken, Kurşunlu Han’ın İstanbul’un Üsküdar İlçesi’ndeki imaretine kaynak sağlaması amacıyla Mehmet Paşa’nın isteği doğrultusunda inşa ettirildiği biliniyor. Akkale’den sonra müzeye ev sahipliği yapan Kurşunlu Han’ın odalarının bir kısmı araştırmacılara tahsis edilirken; geri kalanları konferans salonu, iş atölyesi, kütüphane ve laboratuvar olarak kullanılıyor. Mahmut Paşa Bedesteni ise halen daha müzenin zengin koleksiyonunu görmeye gelen tarihe meraklı konukları ağırlıyor. 1997 yılında “Avrupa’da Yılın Müzesi” ödülüne layık görülen kültürel tesisin geniş koleksiyonu kronolojik sıraya göre bölümlere ayrılmış durumda. Paleolitik Çağ’a ayrılan bölümde sergilenen taştan ve kemikten yapılmış eşyaların büyük çoğunluğu, Antalya yakınındaki Karain Mağarası’nda gerçekleştirilen kazı çalışmaları sırasında bulunmuş. Neolitik Çağ’a ait eserlerin sergilendiği alanda inceleme fırsatı bulabileceğiniz araç-gereçler ise Çatalhöyük ve Burdur Hacılar’dan müzeye getirilmiş. Müzenin Kalkolitik Çağ’a ayrılan kısmında Anadolu çevresinde gelişen uygarlıkların etkileri rahatlıkla anlaşılabiliyor. Eski Tunç Çağı bölümünün merkezinde Alacahöyük kazılarında elde edilen eşyalar yer alıyor.Anadolu’da yazılı tarihin başlangıcına dair değerli bilgiler Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na ayrılan alanda sizleri bekliyor. Bu bölümü gezdikten sonra dilerseniz gezinize Eski Hitit ve Hitit İmparatorluğu ile Frig, Geç Hitit, Urartu, Lidya dönemlerine ait buluntuları inceleyerek devam edebilirsiniz. Müzede oluşturulan Çağlar Boyu Ankara temasına sahip bölüm kentin ilk dönemlerinden günümüze kadar süreçteki gelişimini gözler önüne sererken, M.Ö.1200’lerden Günümüze Anadolu Uygarlıkları aynı dönemleri çok daha geniş bir açıdan ele alıyor. Anadolu Medeniyetleri Müzesi bünyesinde tarihi çağlara ışık tutan bölümlerin dışında birçok ören yeri de bulunuyor. Tarihi zenginlikleri nedeniyle gezi rotanıza dâhil edebileceğiniz bu mekânların başında Gordion Müzesi, Ankara Roma Hamamı, Augustus Tapınağı ve Gavurkale geliyor. Hatta 4.000 yıldan fazla bir süre önce inşa edildiği düşünülen Ankara Kalesi de müze bünyesindeki ören yerlerinden bir tanesi.giriş ücreti, 20 Türk Lirası olarak belirlenmiş. Eğer Müzekartsahibiyseniz, müzeyi bir yıl boyunca ücret ödemeden istediğiniz kadar ziyaret edebilirsiniz.Anadolu’da kurulan medeniyetlerle ilgili detaylı bilgiler barındıran müze, dini bayramların birinci günleri hariç yıl boyunca 08.30’dan 17.30’a kadar ziyarete açık tutuluyor. Yalnız gişelerde bilet satışı 17.15’te sonlandırılıyor. Kültürel tesis, bayramların birinci gününde ise 13.00’dan itibaren kapılarını ziyaretçilerine açıyor.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Gordion Müzesi (Ankara)

Ankara, Türkiye

1963 yılında bugün Yassıhöyük olarak tanınan 500 nüfuslu küçük bir köyün yanında kuruldu. Bugün Gordion Müzesi’nde kronolojik bir sergileme sunulmakta, her dönem karakteristik örneklerle temsil edilmektedir. Üç vitrinde Eski Tunç Devri eserleri, bunu takiben Kral Midas ile son bulan Erken Frig Dönemine ait eserler yer almaktadır. Bu eserler içinde Erken Demir Çağı’na ait el yapımı çanak-çömlekler, Erken Frig Çağına ait demir aletler, tekstil üretim aletleri sergilenmektedir. Yeni sergi salonunda panoramik vitrin içinde M.Ö. 700 yıllarına tarihlenen tahrip katına ait tipik bir yapı sergilenmektedir. Yeni salonun geri kalan kısmında M.Ö. 6- M.S. 4. yüzyıla ait ithal edilmiş Yunan seramiği, Helenistik Çağ ve Roma Dönemine ait malzemeler sergilenmektedir. Son bölümde ziyaretçiler Gordion’da ele geçen mühür ve sikke örneklerini izleme imkanı bulacaklardır. MÜZENİN GELİŞİMİ Son yıllarda Gordion Müzesi’nin ziyaretçi sayısındaki büyük artış, burada yeni düzenlemeler yapılmasını gündeme getirmiştir. Bu çalışmalar içinde 180 m2’lik yeni depo binası, 150 m2’lik ek teşhir salonu, 30 m2’lik laboratuar ve 35 m2’lik görüntü ile bilgilendirme salonu, 5000 m2’lik yeni açıkhava teşhir alanı yapılanların belli başlıları arasında sayılabilir. Yeni kazılan alan Friglerin mobilya yapımında kullandıkları sedir, kokulu ardıç, şimşir, sarıçam, ceviz ve porsuk fidanlarıyla ağaçlandırıldı. Bu yeni alana nakledilen Roma mozaiği ve Galat Mezarı yapılan işlerin bir bölümü olarak sayılabilir. FRİG TÜMÜLÜSLERİ Gordion çevresi geniş bir alan üzerinde M.Ö. 8. asrın son çeyreği ile M.Ö. 6. asrın ortalarına kadar uzanan bir zaman dilimine tarihlenen çeşitli ölçülerdeki tümülüslerle kaplıdır. Tümülüsler Frig soyluları ve ileri gelen kişilerin mezarlarıdır. Bu tümülüslerin içinde 300 m.’lik çapı 55 m.’lik yüksekliği ile Midas Tümülüsü olarak tanınanı muhteşem bir görüntüye sahiptir. Midas Tümülüsü’nün kazısı 1957 yılında gerçekleştirilmiştir. 1960’lı yılların başlarında Türk mühendisliğinin şaheseri beton destek konstrüksiyonunun tamamlanması sonucu halkın ziyaretine açılmıştır.  GALAT MEZARI “Tümülüs O” 1954 yılında kaçak kazı sonucu ortaya çıkarılan mezar, daha sonra Gordion kazı ekibi tarafından “O” tümülüsü olarak adlandırıldı. Aradan geçen yarım yüzyıl sonunda anıt mezar insan ve doğanın tahribine uğradı. Kültür Bakanlığı’nın müdahalesi ile anıt eser yok olmaktan kurtarıldı. Müze uzmanları tarafından çeşitli çizimleri yapılan mezarın taş blokları numaralandırıldıktan sonra Gordion Müzesi’nin yeni bahçesine taşındı. 1999 yılında Gordion Müze bahçesine yeniden inşa edilmiş olan mezar, insanlığın görüşüne sunulmuştur. KAYABAŞI MOZAİĞİ 1989 yılında Polatlı İlçesi, Kayabaşı Köyü’nde temel kazısı sırasında ortaya çıkartılan M.Ö. III. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi mozaiği, ev sahibi tarafından Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne bildirilmiş ve müze tarafından kazısı aynı yıl gerçekleştirilmiştir. Yer darlığı nedeniyle taşınamayan mozaik, 1999 yılında başarılı bir çalışma sonucunda Gordion Müzesi’nin yeni bahçesine taşınmış ve yarı kapalı bir mekan içine monte edilmiştir. 6,60 x 7,70 m. ölçülerindeki mozaiğin merkezinde hayvan motifleri, çevresinde ise geometrik bezemeler yer almaktadır. ANTİK GORDİON YERLEŞİMİ Frigya Krallığı’nın başkenti, ünlü Gordion şehrinin kalıntıları; Ankara-Eskişehir karayolunun yakınında, Sakarya (Sangarios) ve Porsuk Nehirlerinin birbirlerine yaklaştıkları yerde, Polatlı’nın 18 km. kuzeybatısındadır (Ankara’dan 90 km.). Alman ve Amerikan kazıları süresince buradan çıkan ve çeşitli yayınlarda tanıtılan buluntular; bu yerleşimin tarihini Erken Tunç Çağı’na (M.Ö. 3000) kadar götürür. Gordion, M.Ö. 7. yüzyılın başlarında Kimmerler tahrip edilmesine rağmen en parlak dönemlerini M.Ö. 750-700 tarihleri arasında yaşamıştır. Birçok buluntular ve yerleşimdeki tümülüsler 6. yüzyılın sonuna kadar devam eden bu işgali göz önüne serer. Yine de Gordion, Büyük İskender’in burayı yeniden onarıp, bağımsızlığının kendilerine geri verilmesine kadar (M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısı) Persler tarafından yönetilmiştir.  Kral Gordios tarafından bağlanan meşhur düğüm, Büyük İskender tarafından M.Ö. 333 yılında kışı geçirdiği Gordion’da kesilmiştir. Gordion’da Helenistik dönem, Büyük İskender’in burayı fethinden sonra (M.Ö. 300-100) başlamıştır. Sonra Roma Dönemi (M.Ö. 1 yüzyıl – M.S. 4. yüzyıl) daha sonra Selçuklu (M.S. 11.-13. yüzyıl) dönemi başlamıştır. Bütün bu olaylar Gordion’da 4000 yılı aşkın gibi kısa sürede olmuştur.Giriş ücreti:6 tl

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

ALİNDA ANTİK KENTİ (Aydın)

Aydın, Türkiye

 Anadolu’nun en görkemli antik kentlerinden birisi de Alinda antik kentidir. Alinda Antik kentini tarih sahnesine çıkaran ve onu ünlü yapan Karia Kraliçesi Ada olmuştur. Kent yapılarında mermerin kullanılmadığı, granit taşların kullanıldığı gözlemlenmektedir. Bulunan mezarlarda süse pek rastlanmaz. Her türlü olumsuzluğa rağmen Alinda gezgin için bulunmaz güzellikte bir kenttir.Araştırmalarda Alinda kentinin tarih sahnesine çıkışının genellikle İ.Ö. 4. yy. olduğu söylense de kent hakkında bildiklerimiz İ.Ö. 14. yy'a kadar gitmektedir. Alinda, Hitit İmparatoru II. Mursilis (İ.Ö. 1350-1320) döneminde Sena Irmağı ülkesine bağlı bir kentti. II. Mursilis döneminde Alinda kentinin adının İalanti olduğu bilinmektedir. Bu bilgileri II. Mursilis'in anallerinden ve mısır yazıtlarından öğreniyoruz. Kentin yakın çağa ait bilgileri, öncekiler gibi azdır. İ.Ö. 340 yıllarında Halikarnasos'da olan Karia yönetimi iç kargaşalar yaşamaya başlamıştır. Bilindiği gibi anaerkil aile yapısına sahip olan Kanalılar aile içi evlilik yapıyorlardı. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mausoleum'um sahibi Mausolos, karısı Artemisia, Piksodaros, Ada ve idriaus kardeştiler. Mausolos'un ölümüyle boşalan tahta, karısı Artemisia çıkmıştı. Artemisia'nın ölümünden sonra tahta kardeşi Ada'nın oturması gerekirken yönetimi Piksodaros ele geçirdi. Piksodaros bununla da yetinmedi ve gelecek zamanlarda tehlike oluşturacağını düşündüğü kardeşi Ada'yı Alinda kentine sürdü. İşte Alinda kentinin tarih sahnesine çıkışı böyle olmuştur. Bu nedenle Alinda kentinin tarihini Ada'dan önce ve Ada'dan sonra diye incelemek gerekir. Kraliçe Ada'nın Alinda'da sürgün hayatı yaşadığı dönemlerde Piksodaros, yönetimi, Persler'in atadığı satrap Orontobates ile paylaşıyordu. Piksordaros'un erken ölümüyle Orontobates yönetimde tek başına kaldı ama Ada'yı Alinda'dan geri çağırmadı.Makedonyalı Büyük İskender Persler'e savaş açıp Anadolu'ya girdiğinde Ada Alinda kentinde sürgündü. Büyük İskender geldi ve Alinda kentini kuşattı. Bir süre uğraştı ama kenti alamadı ve pes etmeye karar verdi. O an Ada için bir fırsat doğmuştu ve yaşlı kadın bunu düşündü. Tam bu sırada Ada, bu alınması olanaksız surlarla çevrili Alinda kentinin kapılarını İskender'e açtı ve Makedonyalıları içeriye alıp pazarlığa oturdu. Denilir ki Kraliçe Ada, Makedonya Kralı Büyük İskender'i oğlu gibi karşıladı ve onu manevi evlat edindi, İskender de alamadığı bu kentin kapılarını kendisine açan bu kadını bir ana gibi gördü. Kadın, Makedonyalı savaşçıya, aile içi kavgalardan, geçimsizliklerden ve sonuçlarından söz etti. Ardından da bir teklifte bulundu. "Alinda kentinin kapılarını askerlerine de açayım. Bunun karşılığında senden bir şey istiyorum; Karia'yı bana bırak." İskender bu teklifi kabul etti. Onun için bu çok da önemli bir durum değildi. O zaten Karia'da durmayacaktı. Onun amacı daha doğuya, Persler'in yaşadığı diğer kentlere gitmek ve Pers imparatorluğu'nu çökertmekti. Kraliçe Ada'nın bu teklifi ona da cazip geldi. Gittikten sonra arkasında bırakacağı az sayıda askerin güvenliği, iç kargaşaların ortaya çıkmaması için bu bir fırsat bile sayılabilirdi. Uygun buldu ve kabul etti.İskender güneye yürümeye devam etti ve Halikarnassos'a vardı. Kenti alması hiç de zor olmadı ve hemen ardından tüm Karia yönetimini Ada'ya bıraktı. Karliça Ada'nın, İskender’in bu iyiliği karşısında sessiz kalmadığı ve Alinda kentinin adını değiştirdiği, kente Alexandria-by-Latmos (Latmos İskenderiyesi) adını verdiği söylenir ama bu pek dayanağı olan bir iddia değildir. Kentin adı daha sonra yine tarih sahnesinden silinmiştir. Belli zamanlarda kentten söz eden yapıtlara rastlanmışsa da bunlar bölük pörçük yazıtlar ve anlatılardır. Alinda kentinde bulunan bir yazıtta, hükümdar Olympikhos'un emrinde olan iki asker hizmetlerinden dolayı onurlandırılmıştır. Onurlandırılan bu iki askerin Alinda'lı olduğu sanılmaktadır. Daha önceki zamanlarda da olduğu gibi Olympikhos'un Karia kralı olduğu dönemlerde de (bu tarihi kişiliğin İ.Ö. 227 ile İ.Ö. 210 yılları arasında bölgede söz sahibi olduğu söylenebilir) adı pek duyulmamıştır. Alinda kentinin, Makedonya Kralı Büyük İskender’in bölgeye gelişinden ve Ada'nın Karia yönetimini ele geçirmesinden sonra süratle Hellenleştiğini söyleyenler varsa da bu pek geçerli bir iddia değildir. Karia, batılı kazıbilim uzmanlarının ve tarihçilerin yazdığı gibi ne İskender'in bölgeye geldiği dönemde ne de daha sonraki dönemlerde sanıldığı gibi aşırı bir Hellenleşme söz konusu olmamıştır. Bazı kıyı kentlerinde (İasos, Halikarnassos, Myndos Yarımadası Kentleri, Kaunos, Latmos Herakleiası gibi) bunu belli bir düzeyde gözlemlemek olası belki ama iç Karia kentelerinde Hellenleşme hiç de sanıldığı kadar olmamıştır. Hatta Hellen kültürünün hiç giremediği, kalıntısına asla rastlanmayan birçok iç Karia kenti bulunduğunu biliyoruz. Sanatsal açıdan olsun, kültürel açıdan olsun Karia'nın Hellen Kültürünün kesin etkisi altında kaldığını söylemek haksızlıktan ve tarihi yanlıştan başka bir şey olmaz. Kaldı ki Kanalılar anaerkil bir aile yapısı içindeydiler. İonialılar olsun, Hellenler olsun, diğer ataerkil topluluklar olsun bölgeye gelmişler ve etkili olmuşlardır ama asla Karialılar'ı söylendiği gibi tam anlamıyla asimile edememişlerdir. İonialılar Myletos'a gelmişler ve kentte bulunan bütün erkekleri öldürerek yönetimi ele geçirmişlerdir. Kocalarını ve erkek kardeşlerini öldürdükleri kadınları kendilerine eş olarak alan İonialı erkeklere karşı Myletoslu kadınlar karar almışlar ve onlarla aynı sofrada oturup yemek yememişler, onların karşısında konuşmamışlar, bir şekilde koca olarak bile kabul etmemişlerdir. Alinda kentinin Ada sonrası süratle Hellenleştiğini yazanların bazı dayanakları yok değil elbette. 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Açılış Saati:08:00 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Kapanış Saati: 19:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Açılış Saati:08:30 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Kapanış Saati: 17:30  

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Afrodisias Antik Kenti (Aydın)

Aydın, Türkiye

Aydın ili, Karacasu ilçesi, Geyre Mahallesi sınırları içinde yer alan Aphrodisias Antik Kenti, Menderes (Meander) Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz (Morsynus) Çayı’nın oluşturduğu bereketli vadide, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir plato üzerinde yer almaktadır. Tarih boyunca, içinde bulunduğu nehir havzasının doğal özelliklerinden beslenen kentin Antik Dönem’deki en büyük zenginlik kaynağını ise kentin kuzeyinde, Babadağ eteklerinde yer alan mermer ocakları sağlamıştır. Yerleşim tarihi MÖ 5. bin yıl ortalarına kadar uzanan Aphrodisias, MÖ 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken, MÖ 2. yüzyılda Menderes Vadisi'ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti (polis) statüsü kazanmıştır. MÖ 1. yüzyılda Roma ile yakın ilişkilere sahip olan Aphrodisias, daha sonra Roma İmparatoru olarak Augustus unvanını alacak olan Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından MÖ 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır. Aphrodisias’ın arkeolojik önemi, Geç Helenistik Dönem’den Roma ve Bizans dönemlerine kadar süren yoğun bir fikir ve değer alışverişini gözler önüne seren, büyük ölçüde mermerden inşa edilmiş yapıların ve bunlarla ilişkili kabartma ve yazıtların istisnai ölçüde iyi korunmuş olmasından gelmektedir. Aphrodisias, MS 1.-5. yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan, başta Roma olmak üzere, İmparatorluğun dört bir yanında imzalarını taşıyan eserleri bulunan heykeltıraşlar yetiştirmiştir. Mermer ocaklarının kente eşine az rastlanır derecede yakın olması, Aphrodisias'ın mermer heykel sanatı için yüksek kaliteli bir üretim merkezi haline gelmesinin önemli bir nedenidir. Bu özelliği sayesinde Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti’nde, dönemin mermer sanatı ve mimarisinin tüm yönleriyle araştırılıp anlaşılmasını sağlayan kentlerden biri olmuştur. Kente adını veren ve kent kimliğinin gelişiminde önemli rol oynayan Aphrodite kutsal alanının ve kentteki özgün Aphrodite kültünün de Akdeniz Havzasında geniş bir alanı kültürel açıdan etkilediği bilinmektedir. Bu özellikleri nedeniyle, Aphrodisias Antik Kenti yaklaşık 2-3 km. kuzeydoğusunda bulunan antik mermer ocakları ile birlikte 2017 yılında Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.Giriş ücreti:15 tl

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Alabanda (Aydın)

Aydın, Türkiye

Alabanda antik kenti Aydın İli, Çine İlçesi, Doğanyurt köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Alabanda antik kentinin üzerinde bulunduğu Araphisar Doğanyurt köyü nün bir mahallesidir. Kent Çine Çayı’nın (Marsyas) 4 km. batısında Karadağ’ın uzantıları olan iki tepenin yamacına, kuzeyde Çine Ovası’na doğru yayılmıştır. Alabanda’nın yolu asfalt olup, antik kentin ortasından geçerek Alinda’ya ulaşmaktadır. Alabanda adı Karia dilinde Ala (at), banda (yarış) anlamına gelen kelimelerden türemiştir. Bizanslı tarihçi Stephanos, Kral Kar’ın oğlu Alabandos’un bir at yarışını kazanması nedeniyle kente Alabanda adının verildiğinden söz etmektedir. Çiçero ise Tanrılar Dünyası isimli eserinde kentin adını Kar tanrısı Alabandos’tan aldığını söyler. Daha sonra Büyük İskender’in Anadolu’ya gelişinde adından söz edilmeyen Alabanda hakkındaki ilk bilgileri M.Ö. 3. yy. sonlarında öğreniyoruz. Buna göre Seleukos Kralı kente Khrysor Antiokhia adını verir. Delphi’de bulunan bir yazıtta III. Antiokhos’un isteği üzerine Amphiktion Meclisi tarafından Alabanda’nın dokunulmazlığı konusunda karar alındığı ve bu karar gereğince, kentin Zeus Khrysaoeos ve Apollon İsotimos’a adandığı belirtilmiştir. Makedonya Kralı V. Philppos (M.Ö. 222-175) tarafından Alabanda kenti M.Ö. 190 yılındaki Magnesia savaşından önce tahrip edilir. Bu savaştan sonra Alabanda M.Ö. 188 yılında yapılan Apameia Barışı ile Lykia ve Karia’nın Rhodos III. Antiokhos III. Antiokhos egemenliğinde kalması sonucu doğal olarak onlarla aynı akibeti paylaşır. Ancak Rhodos kentte pek etkili olamaz, yalnızca Helios rahibi bulundurur. M.Ö. 167 yılındaki Mylasa Rhodos savaşında Alabanda özgür bir kent gibi davranarak Rhodos’karşı Mylasa yanında savaşır. Romalı tarihçi Luvius 170 yılında Alabandalıların Roma’ya elçilerle 23 kg. ağırlığında altın bir taç ve çok sayıda hediye gönderdiklerinden söz eder. Alabanda’nın ilk para basımı kentin Antiokheia Khrysaoreus olmasından kısa bir süre önce M.Ö. 3. yy.da başlamıştır. Zaman zaman para kesimi durdurulsa da Roma İmparatorluk döneminde de devam etmiştir. Paralar üzerinde uçan at (Pegasos) kabartmaları bulunmaktadır. Olasılıkla uçan at kentin kuruluş mitiyle ilgilidir. M.Ö. 70 yılında Roma’nın Anadolu’ya tamamen egemen olmasından sonra Alabanda III. Antiokhos 21. kent olarak Asya eyaletine katılır. M. Antonius tarafından M.Ö. 48 yılında Ephesos’un eyalet başkenti ilan edilmesi ile bölge başkenti olur ve Miletos, Piriene, Tralleis ve Nysa buraya bağlanır. Alabanda M.Ö. I ve M.Ö. II yy.larda Roma ile iyi ilşkiler içinde olmuştur. M.S. 22 yılında da Tiberius kente yeniden dokunulmazlık (asyle) hakkını vermiştir. Strabon; kentin oldukça zengin halkının eğlenceye düşkün ve kentte arp çalan pek çok kız olduğundan söz eder. Alabanda M.S. 4. yy.da Bizans hakimiyetine girmiş ve sonrasında Aphrodisias metropolitliğine bağlı piskoposluk merkezi olmuştur. XI. yy.da Türk egemenliği altındaki kent Haçlı seferleri ile yeniden el değiştirir. Ancak 1280’den beri Türklerindir. Alabanda da ilk defa 1905-1906 yıllarında Ethem Hamdi Bey tarafından kazılar yapılmıştır. Alabanda antik kentinin arkeoloji dünyasına ve turizme kazandırılması için 1999 yılından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleri ile Aydın Müze Müdürlüğü başkanlığında kazılar yapılmaktadır.Giriş Ücreti:5 tl

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Magnesia (Aydın)

Aydın, Türkiye

Magnesia antik kenti, Aydın İli, Germencik İlçesi, Ortaklar Bucağı’na bağlı Tekin Köyü sınırları içinde, Ortaklar-Söke karayolu üzerindedir. Kent efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından kurulmuştur. Apollon’un kehaneti ve yol göstermesi üzerine Anadolu’ya gelen Magnetlerin kurdukları ilk Magnesia’nın yeri bilinmemektedir. Diodor, Menderes Nehrinin sürekli yatak değiştirip taşması sonucu meydana gelen salgın hastalıklar ve Pers tehlikesine karşı Atinalı Thibron’un kenti M.Ö. 400-399 taşıdığını yazmaktadır. Büyük bir olasılıkla Thibron yeni bir kent olmaktan çok, Magnesia kenti sakinlerini bugünkü Magnesia’nın eteklerinde Thorax (Gümüş) Dağı’nın eteklerinde Leukophyr’e getirmiş ve orada korumuş olmalıdır. Yeni Magnesia çevresi surla çevrili, yaklaşık 1300x1100 m2 bir alanı kapsayan, ızgara planlı cadde ve sokak sistemine sahip bir kentti. Priene, Ephesos ve Tralleis üçgeni arasında ticari ve stratejik açıdan önemli bir konuma sahipti. Magnesia’nın zamanımızdaki ünü; tasarım ve uygulamalarıyla günümüze kadar ulaşmış olan mimar Hermogenes’ten kaynaklanmaktadır. Antik yazar, mimar Vitruvius’a göre Hermogenes, Pseudodipteros tapınak planını ve sütun aralıklarına göre tapınak tiplerini belirleyen ilk mimardır. Vitruvius ayrıca Hermogenes’in baş eserinin Magnesia’daki Leukophryne Tapınağı olduğunu da söylemektedir. Hermogenes bu tapınağı arkaik döneme ait ilk tapınağın yıkıntıları üzerine Hellenistik dönemde inşa etmiştir. Tapınak İon düzeninde 8x5 sütunlu olup 67,5x40 m. Boyutuyla Anadolu’nun Helenistik dönemdeki dördüncü büyük tapınağıdır. 1994-2001 yılları arasında Artemis kutsal alanında yürütülen kazı çalışmaları sonucunda tapınağın önündeki altar ile agora arasında mermer döşemeli tören alanı ortaya çıkartılmıştır. Tören alanı çevresi boyutları 3 m.ye ulaşan tanrı kabartmalarıyla kaplı olup, önünde kurban halkaları yer almaktadır. Törenlere katılacak dernek yada grupların duracakları yerleri belirten “Topos” yer yazıtları, alanın iki yanını sınırlayan döşeme blokları üzerinde yer almaktadır. Kutsal alanı çevreleyen stoadan bölümler ortaya çıkartılmıştır. Magnesia’nın diğer önemli yapılarından biri de bugün mil altında kalarak ortadan kaybolmuş olan agorasıdır. Agoraya, Artemis kutsal alanından kutsal bir kapıdan girilir. Propylon tümüyle ortaya çıkartılmıştır. Agora 26 000 m2‘lik boyutu ve 414 sütunu ile dönemin en büyük çarşıları arasında yer almaktaydı. Magnesia’da eski çalışmalarda Bizans dönemine ait olduğu düşünülen yapının, 1989-2001 yılarında yapılan kazı çalışmaları sonucu Homeros’un “Odyseia” adlı eserinden tanıdığımız köpek bacaklı Skylla’nın macerasını anlatan kabartmalarla betimlenmiş başlıkların kullanıldığı Roma dönemine ait “Çarşı Bazilikası” olduğu anlaşılmıştır. Dini amaçlı törenlerde kullanılmak üzere yapılmakta iken heyelan nedeniyle yarım kalmış bir yapı olan Theatron, 32 kişilik Latrina (genel tuvalet) ile birlikte Magnesia’nın önemli yapıları arasında yerini almıştır. Magnesia’da bugün kısmen görülebilen diğer yapılar arasında ise, Milet’teki Faustina Hamamının bir kopyası olan hamam, Odeon, Stadion, spor ağırlıklı bir eğitim merkezi olan Gymnasion, Roma tapınağı, Bizans suru ve 5. yy.a ait enine planlı Çerkez Musa Camii sayılabilir. 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Açılış Saati: 09:00 15 Nisan / 2 Ekim Yaz Ziyaret Kapanış Saati: 19:00 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Açılış Saati: 08:30 3 Ekim / 14 Nisan Kış Ziyaret Kapanış Saati: 17:30

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Kibyra Antik Kenti (Burdur)

Burdur, Türkiye

Kibyra Antik Kenti, Burdur Gölhisar ilçesinin Horzum mahallesinde birbirinden derin yarlarla ayrılan hâkim üç tepelik üzerinde yer almaktadır. Kentin yerleşim alanı oldukça büyüktür. Yapılar, simetrik düzenlenmiş, tepelik teraslanarak göl ve ova manzarasına hâkim konumda ve hiçbir yapı bir diğerinin manzarasını kesmeyecek biçimde yerleştirilmiştir. Şehre girerken solda muhteşem bir anıtsal kapı ile Antik Çağ Anadolu’sunun 12-13 bin kişi kapasitesi ile en görkemli stadyumu bulunmaktadır. İlerledikçe bazilika, yukarı ve aşağı agora, hamam, gymnasion, tiyatro ve meclis binası ile planlı anıt mezar, hamam, yuvarlak kuleli tak ve su yolları görülmektedir. Meclis binası/ müzik evi 3600 kişi kapasitesiyle Antik Çağ Anadolu’sunun en görkemli eserlerindendir. Meclis binası/ orkestranın tam merkezinde bulunan kırmızı, yeşil ve beyaz mermerden yapılmış, yılanlardan oluşan saçları ve insanları taşa çeviren bakışlarıyla Medusa mozaiği Anadolu’da tektir. 2011 yılında meclis binası önünde, Anadolu’nun en sağlam ve en büyük mozaik alanı olma özelliği taşıyan, 540 m² alanı kaplayan mozaik ortaya çıkarılmıştır. Yine meclis binası önünde, Geç Roma Dönemi’ne ait (MS 6-7 yy.) Roma hamamı ve seramik atölyesi bulunmuştur. Kentin bugün görülebilen tüm mimari kalıntıları Roma İmparatorluk Dönemi’ne aittir. Yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde M.Ö 1'inci yüzyıldan itibaren stadyumunda gladyatör dövüşlerinin yapıldığı anlaşılmış. Kazı çalışmaları sonrasında ortaya çıkarılan frizlerde çok sayıda gladyatör frizleri bulunmaktadır. Hatta kentin nekropol bölgesinden stadyuma doğru gidilen anıtsal yol istikametinde çok sayıda gladyatör mezarının bulunduğu anlaşılmakta. Antik şehre girerken sol tarafta bulunan stadyum, 'U' formundaki yaklaşık 200 metreye varan pist uzunluğu ve yaklaşık 12 bin kişilik kapasiteyle Anadolu’nun en ihtişamlı beş stadyumundan birisi olarak kabul ediliyor.  Roma İmparatorluğu döneminden önce çeşitli sportif faaliyetler amacıyla tercih edilen stadyum, daha sonra gladyatörlerin dövüşlerinin sergilenmesi için de kullanılmış. Nasıl Gidilir;  Antalya üzerinden Çavdır - Denizli yol güzergahını takip ederek Gölhisar'a gelerek buradan da Kibyra antik kentine rahatça ulaşabilirsiniz. Ankara tarafından ise Afyonkarahisar - Burdur karayolundan  Gölhisar-Fethiye istikametini takip ederek Gölhisar’a ulaşmak mümkün. İzmir - Aydın - Denizli güzergahından ise Acıpayam-Gölhisar hattını takip ederek Kibyra Antik Kenti'ne varabilirsiniz. Giriş Ücreti: ÜCRETSİZ - FREE T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın belirlediği, Müze ve Örenyerlerine girişlerde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönergenin 10.Maddesine göre; Müze ve örenyerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00’e kadar kapalıdır. Bir yıl boyunca Müzekart+ ile ise sınırsız ziyaret edebilirsiniz.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Milias (Milyos) Antik Kenti (Burdur)

Burdur, Türkiye

Burdur ili, Bucak ilçesi, Kocaaliler nahiyesi sınırları içindedir. Burdur'a 42 km. olan Bucak ilçesinin 30 km. güneydoğusundaki Kocaaliler (Melli) nahiyesinin 5 km. güneydoğusundadır. Kocaaliler nahiyesi ile mahallesi olan Gökalan arasında Aksu vadisini gözetleyen doğal bir tepe üzerindedir. Tescilli Kremna Örenyerinin 30 km. kadar kuşuçumu, güneyindedir. Örenyeri, kayalık ve makilerle kaplıdır. Doğal tepenin batısı güneyi ve doğusu sarp çıkışı zor kayalıklarla çevrilidir. Yer yer sarp kayalıklar arası kalın sur duvarları ile çevrili imiş, şehrin nekropolü sur dışında ve kuzeyindedir. Örenyerinde mesken ve yapıların çoğu ana kayalar kesilerek yarıya kayadan yararlanılarak yapılmışlardır. Küçük kısmen ana kaya üzerine oturtulmuş tiyatrosu bölgede tektir. Mezar anıtları yerle bir edilerek duvar dipleri kazılmıştır yapıların durumu i.ö.5-4 yy'la kadar tarihinin indiğini göstermektedir. Toroslar üzerinde yer alan antik kent, Helenistik ve Roma dönemlerinde yerleşim görmüştür. Gezilip görülmeye değer tarihi yapıları bünyesinde barındıran bir açık hava müzesidir. Özellikle kesik taşlarla yapılan evleri ve  Küçük ve ana kayaya oturtulmuş tiyatrosu görülmeye değerdir. Buraya ulaşmak için Burdur-Bucak-Kocaaliler güzergahını takip ederek ulaşım sağlayabilirsiniz ya da Bucak ilçesine gelip burada Kocaaliler kasabasına giden dolmuşlarla ulaşım sağlayabilirsiniz. Ayrıca; harita üzerinden işaretlediğimiz konumdan yol tarifi alabilirsiniz. Kamp için uygun bölgeler mevcut ise de güvenlik tedbirleri almakta fayda vardır. Sadece yerleşim yerlerinde su kaynakları ve çeşmeler mevcuttur.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Library of Celsus (Efes/İzmir)

İzmir, Türkiye

Celsus Kütüphanesi, İzmir, Selçuk'a bağlı Efes'te bulunan bir kütüphane kalıntısı.İlk Çağ Uygarlıklarından olan İyonya döneminde [1] inşa edilen[2] kütüphane iki katlıdır. Zamanında 14.000 kadar kitaba evsahipliği yaptığı düşünülmektedir.[3] Yapının kalıntıları üzerinde yapılan çalışmalar, ön cephenin iki katlı görünümüne karşın, yapının üç katlı olduğunu göstermektedir. El yazmaları rulolar halinde, galerilerden oluşan üst katlarda saklanmıştır. 3. yüzyılda bölgeyi etkileyen depremler sırasında okuma salonu yanmış, ancak daha sonra tamir edilmiştir. Ön yüzünün yine Orta Çağ'da yaşanan bir deprem sonucu yıkıldığı sanılmaktadır. Depremde ön cephesi haricinde diğer kısımları yıkıldığından uzunca bir süre sonradan yapılan bir çeşmenin görkemli arka duvarı olarak kullanılmıştır. Celsus Kütüphanesi giriş ücreti, Efes Antik Kenti için ödediğiniz ücrete dahil olduğundan ayrıca bir ücret ödemiyorsunuz. Müzekart ile Efes Antik Kent’e girebilir, burayı da ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Not : Müzekartınız yoksa girişte bulunan gişeden kartları temin edebilirsiniz.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Alter Hafen Ephesus (Efes/İzmir)

İzmir, Türkiye

Efes antik kenti içerisinde bulunmaktadır.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Rahmi Koç Müzesi (Cunda/ Ayvalık/ Balıkesir)

Balıkesir, Türkiye

Koleksiyon, Rahmi M. Koç Müzesi İstanbul ve Ankara Müzeleri'nin bir benzeri gibi oluşturulmuş ve ortaya çıkmıştır. Sergilemede tekneden oyuncaklardan buharlı modellere, bebek arabalarından zaman ölçüm aletlerine olmak üzere geniş bir yelpazeye verilmiştir. Müze saatleri ve günleri: 10:00-17:00 (1 Ekim - 31 Mart) 10:00-19:00 (1 Nisan - 30 Eylül) Dini Bayramların arife ve birinci günü ile her yıl 31 Aralık ve 1 Ocak günleri müze kapalıdır. Müze Kart ile ücretsiz giriş yapılmamaktadır. Müzekart+ ve Öğrencilere 3 TL (2019) ücreti bulunmaktadır. Normal Giriş ücreti 7 TL

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0
Detayları Gör
Genel

Troya Müzesi / Museum Troy (Çanakkale)

Çanakkale, Türkiye

Troya Müzesi, Türkiye'nin Çanakkale ilinde bulunan ve Troya antik kentine ait eserlerin sergilendiği arkeoloji müzesidir. Müzenin projesi 2011'de düzenlenen ulusal mimari proje yarışmasıyla belirlendi. 2013 yılında yapımına başlanan müze, 18 Mart 2018'de açıldı. (Vikipedi) Müze Kart ile giriş yapabilirsiniz. Müze karşısında bulunan Troya Tevfikiye Arkeo-köy'ü gezmeyi unutmayın.

Haritada Göster
  • Açık
  • Yorum 0 Yorum 0.0

Sign In